7.Sınıf 7. Ünite: Dreams Konu Anlatımı: The Future Tense (Gelecek Zaman)
“The Future Tense,” Türkçedeki “gelecek zaman” kalıbıdır ve fiillere “-ecek, -acak” anlamı katar. Geleceğe yönelik tahminlerde bulunurken veya henüz gerçekleşmemiş, gelecekte yapılacak eylemlerden bahsederken bu kalıbı kullanırız.
Fen liseleri taban puanları ve yüzdelik dilimleri için sayfamızı takip ediniz.
Olumlu Cümleler (+)
| Özne | Yapı | Örnek | Türkçe Karşılığı |
| I | will be | I will be happy. | Mutlu olacağım. |
| You | will be | You will be happy. | Mutlu olacaksın. |
| We | will be | We will be happy. | Mutlu olacağız. |
| They | will be | They will be happy. | Mutlu olacaklar. |
| He | will be | He will be happy. | Mutlu olacak. |
| She | will be | She will be happy. | Mutlu olacak. |
| It | will be | It will be happy. | Mutlu olacak. |
Örnekler:
- I will pass my English exam. (İngilizce sınavımı geçeceğim.)
- She will be successful in her career. (O kariyerinde başarılı olacak.)
Olumsuz Cümleler (-)
| Özne | Yapı | Örnek | Türkçe Karşılığı |
| I | won’t be | I won’t be happy. | Mutlu olmayacağım. |
| You | won’t be | You won’t be happy. | Mutlu olmayacaksın. |
| We | won’t be | We won’t be happy. | Mutlu olmayacağız. |
| They | won’t be | They won’t be happy. | Mutlu olmayacaklar. |
| He | won’t be | He won’t be happy. | Mutlu olmayacak. |
| She | won’t be | She won’t be happy. | Mutlu olmayacak. |
| It | won’t be | It won’t be happy. | Mutlu olmayacak. |
Örnekler:
- He won’t come to the school. (O okula gelmeyecek.)
- It won’t rain. (Yağmur yağmayacak.)
Soru Cümleleri (?)
| Yapı | Özne | Fiil | Örnek | Türkçe Karşılığı |
| Will | I | be happy? | Will I be happy? | Mutlu olacak mıyım? |
| Will | you | be happy? | Will you be happy? | Mutlu olacak mısın? |
| Will | we | be happy? | Will we be happy? | Mutlu olacak mıyız? |
| Will | they | be happy? | Will they be happy? | Mutlu olacaklar mı? |
| Will | he | be happy? | Will he be happy? | Mutlu olacak mı? |
| Will | she | be happy? | Will she be happy? | Mutlu olacak mı? |
| Will | it | be happy? | Will it be happy? | Mutlu olacak mı? |
Örnekler:
- Will you help your mother? (Annene yardım edecek misin?)
- Will they come to the cinema with us? (Onlar bizimle sinemaya gelecekler mi?)
Zaman Zarfları (Adverbs of Time)
Future Tense ile kullanılan bazı önemli zaman zarfları şunlardır:
- tomorrow: yarın
- tomorrow morning: yarın sabah
- tomorrow afternoon: yarın öğleden sonra
- tomorrow evening: yarın akşam
- tomorrow night: yarın gece
- the day after tomorrow: yarından sonra
- in + zaman dilimi:
- in ten minutes: 10 dakika içinde
- in an hour: bir saat içinde
- in a week: bir hafta içinde
- in a month: bir ay içinde
- in a year: bir yıl içinde
- in the future: gelecekte, ileride
- next + zaman dilimi:
- next day: ertesi gün / önümüzdeki gün
- next week: gelecek/önümüzdeki hafta
- next month: gelecek/önümüzdeki ay
- next year: gelecek/önümüzdeki yıl
- next time: bir dahaki sefere
- next Sunday: gelecek/önümüzdeki Pazar
- next Monday: gelecek/önümüzdeki Pazartesi
- next Summer: gelecek/önümüzdeki yaz
- next Winter: gelecek/önümüzdeki kış
- tonight: bu gece
- soon: en kısa zamanda
- later: daha sonra

Ünite 7: Dreams – Kelimeler (Vocabulary)
Bu ünitede karşılaşacağınız önemli kelimeler ve anlamları:
- Dream: Hayal, hayal etmek
- Future: Gelecek
- Prediction: Tahmin
- Predict/Guess: Tahmin etmek
- Receive/Get: Almak
- Opinion/Idea: Fikir
- Career/Job: Kariyer, meslek
- Excellent/Wonderful: Mükemmel
- Probably/Perhaps: Muhtemelen, büyük ihtimalle
- Definitely: Kesinlikle
- Maybe: Belki
- Rapidly/Quickly: Hızla
- Happily: Mutlu bir şekilde
- Health: Sağlık
- Private life: Özel hayat
- Family life: Aile hayatı
- Relationship: İlişki
- Marriage: Evlilik
- Get married: Evlenmek
- Have a child: Çocuk sahibi olmak
- Attend a university: Bir üniversiteye katılmak
- Graduate from university: Üniversiteden mezun olmak
- Have a diploma: Diplomaya sahip olmak
- Find a job: İş bulmak
- Get a job: Bir işe girmek
- Adopt a pet: Evcil hayvan sahiplenmek
- Study hard: Çok sıkı ders çalışmak
- Work hard: Çok sıkı çalışmak
- Believe: İnanmak
- Happen: Olmak, meydana gelmek
- Buy a house: Bir ev satın almak
- Travel in space: Uzaya yolculuk etmek
- Travel to the moon: Aya yolculuk etmek
- Travel around the World: Dünyayı dolaşmak
- Sail around the World: Dünyayı deniz yoluyla dolaşmak
- Pick up thoughts: Düşünceleri toplamak/almak
- Store: Depolamak
- Prevent: Önlemek
- Feed on pills: Haplarla beslenmek
- Save: Kurtarmak, korumak
- Change: Değişiklik, değiştirmek
- Major: Büyük, önemli, başlıca
- Important: Önemli
- Respectful: Saygılı
- Successful: Başarılı
- Responsibility: Sorumluluk
- Benefit: Yarar, fayda, avantaj
- War: Savaş
- Peace: Barış
- Justice: Adalet
- Patriotism: Vatanseverlik
- Friendship: Arkadaşlık
- Transportation: Ulaşım
- Borders: Sınırlar
- Scientist: Bilim insanı
- Space shuttle: Uzay aracı
- Spaceship: Uzay gemisi, uzay aracı
- Planet: Gezegen
- Trick: Hile, yalan, aldatmaca
- Lie: Yalan
- Disaster: Felaket
- Flood: Sel
- Hurricane: Kasırga
- Drought: Kuraklık
- Desert: Çöl
- Rainforests: Yağmur ormanları
- Campaign: Kampanya
- Technology: Teknoloji
- Brain-to-brain transmission: Beyinden beyne geçiş
- Disappear: Yok olmak, ortadan kaybolmak
- Weather forecast: Hava durumu tahmini
- Hope: Ummak
- Find cures: Tedaviler bulmak
- Become famous: Ünlü olmak
- Make good friends: İyi arkadaşlar edinmek
- Write a book: Bir kitap yazmak
- Catch a cold: Üşütmek, soğuk almak
- Develop: Gelişmek, geliştirmek
- Manufacture: İmal etmek, üretmek
