Din ve Din Anlayışı (Mezhep)
Din: Allah tarafından vahiy yoluyla ve peygamberler aracılığıyla gönderilen ilahi kurallar bütünüdür.
Din Anlayışı (Mezhep): İslam alimlerinin (müctehidlerin) dini anlama ve yorumlama çalışmaları sonucunda ortaya çıkan kollardır.
İslam dininin temel kaynakları: Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetidir.
Din ve Din Anlayışı (Mezhep) Arasındaki Farklar
- Din vahye dayanırken, mezhep insanların görüşlerine dayanır.
- Din evrenseldir, mezhep bölgeseldir.
- Dinin hükümleri değişmezken, mezheplerin hükümleri insana ve zamana göre değişebilir.
- Din bir tektir, mezhepler birden fazla olabilir.
Fen liseleri taban puanları ve yüzdelik dilimleri için sayfamızı takip ediniz.
Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı?
Peygamber Efendimiz hayattayken Müslümanlar dini birinci ağızdan öğreniyorlardı. Peygamberimizin vefatından sonra İslam coğrafyası genişledi. Müslüman alimler (müctehidler), farklı kültürlere mensup yeni Müslümanlara İslam’ı anlatmak ve ortaya çıkan yeni sorunlara Kur’an ve sünnet ışığında çözümler bulmak amacıyla içtihat çalışmalarında bulundular. Sonuçta insanların bilgi birikimlerine, anlayışlarına, yapılarına, kültürlerine ve hatta yaşadıkları coğrafyalara göre farklı mezhepler ortaya çıktı.
Din Anlayışındaki Yorum Farklılıklarının Sebepleri
- İnsanın Yapısı: Müctehidlerin yapısal özellikleri, olaylara yaklaşımları, hayat tecrübeleri ve eğitim düzeyleri farklılık gösterir. Bu durum, Kur’an ve sünneti yorumlarken (içtihat ederken) farklı görüşler sunmalarına sebep olmuştur.
- Kültürel Yapı: Müctehidlerin farklı toplumlarda ve kültürlerde yetişmiş olmaları, yorumlarına (içtihatlarına) yaşadıkları toplumun özelliklerini, kültürünü, örf ve adetlerini İslam’ın özüne aykırı olmayacak şekilde yansıtmalarına yol açmıştır.
- Toplumsal Değişim: Toplumlar sürekli değişim ve gelişim içindedir. Bu değişimler, insanların düşüncelerini ve olaylara bakışını etkiler. Bu sebeple Kur’an ve sünnetin yorumlanması da zaman içinde değişmiştir. Ancak Kur’an’ın hükümleri değişmez; değişen yalnızca içtihatlardır.
- İtikadî (İnançla İlgili) Mezhepler/Yorumlar
İtikad: Sözlük anlamı “inanç” demektir. İslam dinindeki inanç esaslarını inceleyen bilim dalına denir.
İslam’da İnanç Esasları:
- Allah’a inanmak / iman etmek
- Meleklere inanmak / iman etmek
- Kitaplara inanmak / iman etmek
- Peygamberlere inanmak / iman etmek
- Ahiret gününe inanmak / iman etmek
- Kader ve kazaya inanmak / iman etmek
İtikadî Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı?
İslam dininin ilk dönemlerinde itikadi konularda herhangi bir şüphe ve farklı düşünce bulunmuyordu. Ancak zaman içinde fetihlerle İslamiyet farklı coğrafyalara yayıldı, farklı milletlerden birçok insan Müslüman oldu. Bu insanlar yaşadıkları kültüre ve eski inançlarına ait bazı konuları İslam’a ait gibi yaşamaya çalıştılar. Ayrıca eski Yunan felsefesinden eserlerin Arapçaya çevrilmesi, “her şeye şüpheyle yaklaşma” anlayışını yaygınlaştırdı. Bu gelişmeler, müctehidlerin (İslam alimlerinin) Ehl-i Sünnet inancını korumak için sistemli çalışmalar yapmalarına ve itikadi konuları akıl ve nakille açıklamalarına yol açarak itikadi mezheplerin ortaya çıkmasını sağladı.
İtikadî Mezhepler:
- Maturidî Mezhebi: Ebu Mansur Muhammed Maturidi’nin (öl. 944) içtihatları çerçevesinde oluşan itikadi mezheptir.
- Eş’arî Mezhebi: Ebul Hasan Ali el-Eş’arî’nin (öl. 936) içtihatları çerçevesinde oluşan itikadi mezheptir.
- Fıkhî (İbadetler İlgili) Yorumlar/Mezhepler
Fıkıh: İslam dininde yer alan ibadetler, evlenme, boşanma, miras, ticaret gibi konuların hükümlerini inceleyen ve delilleriyle birlikte ortaya koyan bilim dalıdır.
Fıkhî Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı?
İslam dininin ilk dönemlerinde Müslümanlar sade bir hayat yaşıyor, karşılaştıkları sorunları Peygamberimize danışıyorlardı. Peygamberimizin vefatından sonra İslam dini farklı coğrafyalara yayıldı, sosyal hayat gelişti ve yeni sorunlar ortaya çıktı. Müslümanlar bu sorunlara İslam dininin bakışını öğrenmek amacıyla müctehidlerden görüş istediler. Müctehidler, Kur’an ve sünnetten yola çıkarak çözümler ürettiler, fetvalar verdiler. Bu görüşler ve fetvalar zamanla sistemli hale gelerek fıkhi mezhepleri oluşturdu. Ayrıca fetihler yoluyla yeni İslam’a giren toplulukların kültürleri ve yaşadıkları bölgelerin iklimleri de fıkhi mezheplerin ortaya çıkmasında etkili oldu.
Fıkhî Mezhepler:
- Hanefî Mezhebi: İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin (öl. 767) içtihatları çerçevesinde oluşan fıkhi mezheptir.
- Şafii Mezhebi: Muhammed bin İdris eş-Şafii’nin (öl. 819) içtihatları çerçevesinde oluşan fıkhi mezheptir.
- Malikî Mezhebi: Malik bin Enes’in (öl. 795) içtihatları çerçevesinde oluşan fıkhi mezheptir.
- Hanbelî Mezhebi: Ahmed bin Hanbel’in (öl. 854) içtihatları çerçevesinde oluşan fıkhi mezheptir.
- Caferi Mezhebi: İmam Caferi Sadık’ın (öl. 765) içtihatları çerçevesinde oluşan fıkhi mezheptir.
- Tasavvufî (Ahlakî) Yorumlar/Mezhepler
Tasavvuf: İslam dininde yer alan ahlaki esasları hayata geçirmeyi amaçlayan, Peygamber Efendimizin sünnetine dayalı bir hayat tarzını yaşam biçimi haline getirmeyi ilke edinen ilim dalıdır.
Mutasavvıf: Tasavvufi hayat tarzını benimsemiş ve yaşam tarzı haline getirmiş kişidir.
Tasavvufî Yorumlar Nasıl Ortaya Çıktı?
İslam’ın ilk dönemlerinde tasavvufi yorumlar yoktu, çünkü Müslümanlar sade ve gösterişten uzak bir hayat yaşıyorlardı. Peygamberimizin vefatından sonra İslam topraklarının genişlemesi ve fetihlerin etkisiyle Müslümanlar zenginleşti, lüks ve gösteriş arttı. Bu durumu fark eden bazı İslam alimleri, Hz. Peygamber’in ve sahabelerin dönemindeki hayat tarzına tekrar dönülmesi konusunda eğitici ve öğretici çalışmalar yaptılar, görüşler sundular. Bu görüşler; dünya malına kapılmamak, gönül zenginliğini önemsemek, nefsi terbiye etmek gibi Kur’an ahlakında yer alan ilkelerdi. Zamanla bu görüşler doğrultusunda tasavvufi yorumlar oluştu.
Tasavvufî Yorumlar:
- Yesevîlik: Türkistanlı Hoca Ahmed Yesevi’nin (öl. 1167) görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Hoca Ahmed Yesevi, insanlara İslam’ın ilkelerini “hikmet” adı verilen şiirleriyle sade ve anlaşılır bir Türkçe ile anlatmıştır. Bu şiirler “Divan-ı Hikmet” adlı eserde toplanmıştır.
- Yeseviliğin Önemli Bazı İlkeleri: Dünya malına değer vermemek, Allah’ın emirlerine uyma konusunda titiz davranmak, doğru sözlü ve dürüst olmak, kendini başkalarından üstün görmemek, cömert olmak, sırları açığa vurmamak, Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, misafire ikram etmek, yumuşak huylu olmak, cemaatle namaza önem vermek, devamlı abdestli gezmek, Allah’ı çokça zikretmek.
- Kâdirîlik: Abdülkadir Geylani’nin (öl. 1169) görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Abdülkadir Geylani, ilim tahsiline küçük yaşlardan itibaren başlamış, birçok ilim dalında eğitim görmüş ve insanlara İslam’ın ilkelerini anlatmıştır.
- Abdülkadir Geylani’nin Önemli Eserleri: Fütûhu’l-Gayb, El-Fethu’r-Rabbanî, Günyetü’t-Tâlibîn.
- Kadiriliğin Önemli Bazı İlkeleri: Şakayla bile olsa asla yalan söylememek, verdiği sözünü yerine getirmeye çalışmak, insanlara ve diğer canlılara kötülük yapmamak, hiçbir durumda beddua etmemek, günah işlemekten özenle kaçınmak, insanlara yük olmamak, başkalarının malını mülkünü kıskanmamak, her zaman alçak gönüllü olmak, mecbur kalmadıkça Allah adına yemin etmekten kaçınmak.
- Nakşibendîlik: Muhammed Bahauddin Nakşibend’in (öl. 1389) görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Muhammed Bahauddin Nakşibend, ilmiyle, takvasıyla, sade yaşantısı ve güzel ahlakıyla herkes tarafından sevilip sayılan bir kişiydi.
- Nakşibendiliğin Önemli Bazı İlkeleri: İnsan helal çerçevesinde dünya nimetlerinden yararlanmalı, günlük işlerini aksatmamalı ancak Allah’a karşı kulluk görevlerini asla ihmal etmemelidir. Daima Allah’ı zikretmeli, O’nu hatırından çıkarmamalıdır. Allah’ın emir ve yasaklarına uymakta titiz davranmalıdır. Allah’ın tüm yarattığı canlılara iyilik etmelidir. İbadete devam etmeli, her işte Allah’ın rızasını gözetmelidir. İç ve dış dünyasını her türlü kusurdan arındırmalıdır. Nakşibendiliğin en temel ilkelerinden biri “Halk içinde Hak ile beraber olmak”tır.
- Mevlevîlik: Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana Celaleddin Rumî’nin (öl. 1273) görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Mevlana, insanların eğitimi üzerinde önemle durmuş, güzel ahlaklı insanlardan oluşmuş huzurlu bir toplumun eğitim sayesinde mümkün olacağını belirtmiştir. Mevlevilikte sema töreninin önemli bir yeri vardır.
- Sema: Ney ve nısfiye gibi müzik aletleri eşliğinde elleri iki yana açıp dönerek yapılan zikirdir.
- Mevlana Celaleddin Rumî’nin Önemli Eserleri: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fîhi mâ fih.
- Mevleviliğin Önemli Bazı İlkeleri: İnsanları sevmek ve hoşgörülü olmak, başkalarının ayıplarını yüzlerine vurmamak, din, dil, ırk ayrımı yapmadan bütün insanları sevmek, insana değer vermek, gönlümüzü kötü huylardan arındırmak, ibadetleri samimi bir şekilde yerine getirmek.
- Alevilik-Bektaşilik: Bu iki düşünce akımı, Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve on iki imam sevgisini temel aldıkları için zamanla birlikte anılır olmuşlardır.
- Alevilik: Hz. Ali’yi seven, onun taraftarı olan demektir. Alevilik ise Peygamber Efendimizin vefatından sonra Hz. Ali’nin halife olması gerektiğini savunan ve Hz. Ali’yi sahabelerin en faziletlisi olarak gören düşünce akımıdır.
- Bektaşilik: Büyük Türk-İslam düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli’nin görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür.
- Alevilik-Bektaşiliğin Ayırt Edici Özellikleri:
- Hz. Ali, cesareti, kahramanlığı ve Peygamber Efendimize olan yakınlığı nedeniyle çok önemli bir yere sahiptir.
- Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ev halkı anlamına gelen ehl-i beyt de Alevilik-Bektaşilik’te çok önemlidir. Alevi-Bektaşiler ehl-i beytin mensupları olan Hz. Ali, eşi Hz. Fatıma ve çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e büyük bir sevgiyle bağlıdırlar.
- Alevi-Bektaşiler Hz. Ali’nin soyundan gelen on iki imama da büyük bir sevgi ve saygı gösterirler. On iki imamın yolundan gidilmesi gerektiğine inanırlar.
- Cem: Alevi-Bektaşi ekolünde dede, pir veya mürşit denilen manevi liderler yönetiminde ve belli kurallar çerçevesinde yapılan dini törendir.
- Başlıca Cem Törenleri: Yılın ilk cemi olan “Abdal Musa cemi” (küskünlerin barıştırılması için), işlediği bir suç nedeniyle düşkün ilan edilen birinin tövbe etmesi ve kul haklarını ödemesi üzerine yapılan “düşkünlükten kaldırma cemi”, vefat eden birinin vefatının yedinci veya kırkıncı gününde kurban kesip lokma dağıtmak suretiyle yapılan “dârdan indirme cemi”.
- Cemevi: Cem törenlerinin yapıldığı yerdir.
- Razılık ve Kul Hakkının Sorulması: Cem töreninin başında dede, insanlara birbirlerinden razı olup olmadıklarını sorar, küskünlerin barışmasını ister. Haklar sahiplerine iade edilir, helallik alınır.
- On İki Hizmet: Cem töreni yapılırken yerine getirilmesi gereken hizmetlerdir. Bunlar: Dede, Rehber, Gözcü, Çerağcı, Zakir, Süpürgeci, Sakacı, Sofracı, Semahçı, Peykçi, İznikçi, Bekçi.
- Semah: Cem törenine katılanların manevi coşku halinde kendilerinden geçerek ilahi aşkla ayakta dönmeleridir. Bağlama eşliğinde ve kadın-erkek birlikte yapılır. Semahın figürü olan sağ elin ayasının yukarı, sol elin aşağı bakmasının anlamı, “Hak’tan alır, halka veririz. Kendimize hiçbir şeyi mal etmeyiz.” demektir.
- Musahiplik (Yol Kardeşliği): İki ailenin birbirlerine ölünceye kadar yol kardeşi olma sözü vermeleridir. Peygamberimizin hicretten sonra ensar ile muhaciri kardeş ilan etmesine dayanır.
- Dua ve Gülbenkler: Alevilikte duaya gülbenk denir. Bu inanç sisteminde insanlar içlerinden geldiği gibi Allah’a yalvarırlar. Cemevlerinde ise dua ve gülbenk dedelerin eşliğinde okunur.
- Hızır Orucu: Alevi-Bektaşi kültüründe şubat ayının 13, 14 ve 15. günlerinde tutulan oruçtur.

